Wednesday the 13th - Psikolog Dr. Murat SARISOY - Hostgator Coupon
  • MUTLU BİR AİLE İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • HUZURLU BİR EVLİLİK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • STRESLE BAŞA ÇIKABİLMENİZ İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • BAŞARILI EBEVEYN OLABİLMEK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • MUTLU ERGENLİK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • HEDEFLERİNİZE ULAŞABİLMENİZ İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • SAĞLIKLI BİR KİŞİSEL GELİŞİM İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

 Her yaş çocuğunun o yaşa özgü belirli davranışları olduğu da bilinen bir gerçektir. İki yaş çocuğu, dört yaş çocuğuna hiç benzemediği gibi, dört yaş çocuğu da. sekiz yaş çocuğundan önemli özellikleriyle ayrılmaktadır. Çocuk ruh sağlığında önemli bir nokta, her yaşa has ruhsal gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi ve ayırt edilmesidir. İnatçılık dönemindeki bir çocuğun annesi, bu dönemin o yaşa özgü normal ve geçici bir dönem olduğunu bilse; benim çocuğum sorunlu diye paniğe kapılmaz. Ayrıca bu dönemin çocuğun özerkliği ile ilgili bir dönem olduğunu öğrenmiş olsa, çocukla zıtlaşmayacak, çocuğun inadını kırmaya çalışmayacak, kendisi huzurlu, çocuk da rahat olacaktır. Çocuğa inadını kırmak yönünde yapılan baskı, çocuğun bu gelişim dönemini aşmasına engel olacaktır. Bu dönemde sağlıklı gelişmesine olanak verilmeyen çocuk erişkin yaşamında inatçı, tutucu ve bencil bir kişilik sergileyebilecektir.

Çocuk bakılmak, kollanmak ve korunmak ister. Bu nedenle anne ve babasına bağımlıdır. Sürekli bir deneme ve öğrenme içerisindedir. Zihin ve dil gelişimi hızla sürmektedir. Mantıklı düşünme yeteneği sınırlı, duygu ve düşüncelerini anlatabilme yeteneği zayıftır. Yaşantı ve deneyimlerinin azlığı nedeni ile çevresindeki olayları gerçeğe uygun olarak değerlendirmekte güçlük çeker. Gördüklerini yanlış yorumlayabilir.Çocuğun hayal gücü zengindir. Örneğin: Dört yaş civarındaki çocukların hayali arkadaşları vardır ve bu arkadaşlarını gerçek olarak düşünürler. Yine aynı yaşlarda öcü; kavramı ile korkutulan çocuklar, öcünün gerçekten var olduğunu sanırlar. Çocuklar anlayamadıkları olayları hayal güçlerinin yardımı ile açıklarlar.

Çocuk bencildir, fakat bu bencillik yetişkinlerdeki durumdan farklı özellikler gösterir. Çocuk dürtü ve isteklerini dizginlemeyi, ertelemeyi bilmez. isteklerinin anında karşılanmasını ister. Olur olmaz yerlerde, o anda olmayacak şeyler isteyip annesini zor durumda bırakabilir. Çocuk egosantrik (Benmerkezci)dir. Olayları, kendi çevresinde dönüyormuş gibi değerlendirir. Oyuncaklarını paylaşmayı istemez. Paylaştığında oyuncakların arkadaşı tarafından sahiplenileceğini düşünür. Arkadaşının oyuncağı ile oynadığında ise, bu oyuncağın aslında arkadaşına ait olduğu gerçeğini kabullenmek istemez.

Çocuğun duyguları hızlı iniş ve çıkışlar gösterir. Ağlamaktan gülmeye, sevinçten kızgınlığa bir anda geçebilir. Duygusal tepkilerini sözden çok davranışları ile ortaya koyar. Çünkü kelime haznesi daha buna yeterli değildir. İsteği yerine getirilmediğinde ağlar, ayağını yere vurur, hatta kendini yere atar, giysilerinin kirleneceğini düşünmez.
Sözle anlatmakta zorlandığı duygularını yaramazlık, hırçınlık, huysuzluk yaparak açığa vurur.

Çocukta somut düşünce hakimdir. Çocuklar soyut kavramları, atasözlerini, deyimleri ve fıkraları anlamakta zorluk çekerler. Böyle soyut konuşmaları somut olarak düşünürler. Örneğin, ölüm olayını seyahate çıkmak olarak anlarlar. Melek, peri, dev, gibi masal kahramanlarının gerçekte var olduklarını düşünürler.

 

Küçük çocuklar canlı-cansız ayırımı yapamazlar. Onlar için oyuncaklar, çevredeki eşyalar canlıdır. Başını veya ayağını vurduğu bir şeyi döver ve bunu annesi de yaptığında ağlamasını, keser

Çocuk büyüsel düşünceye inanır. Kafasından geçirdiği her şeyin ve her söylenenin gerçek olabileceğini sanır Örneğin, kardeşinin ölmesini istemişse, tesadüfen kardeşi de ertesi gün hastalanmışsa,bu olaya kendisinin sebep olduğuna inanır Bu büyük bir korkuya kapılmasına neden olabilir.

 

Ergenlik Dönemi;

Bireysel farklılıklar Ergenliğin başlangıcından sonlanışına kadar gerçekleşecek tüm değişiklikler ve yaşanacak uyum sürecinde ortaya çıkacak duygusal tepkiler evrenseldir. Ancak her bireyde bu sürecin ne zaman başlayacağı, ne zaman sona ereceği, nasıl uyum problemleri ile karşılaşacağı, bunlarla nasıl başa çıkacağı, bu dönemden ne tür öğrenmelerle çıkacağı kişisel bir süreçtir. Bu kişisellik bireyin kalıtım yolu ile getirdiği mirasından, içinde yaşanılan toplumun kültürel değerlerinden, ikilemden, beslenme alışkanlıklarından, aile tutumlarından v.s. kaynaklanır. Ergenin dönem içinde karşılaştığı sıkıntılarda hissettiği başat duygu yalnızlık ve buna eşlik eden yabancılaşma hissidir. Ansızın ortaya çıkan bedensel değişme, genellikle ergeni hazırlıksız yakalar. Ya da değişimler yaşıtlarından daha geç başlayabilir. Bu nedenle bireysel farkların varlığını ve gelişme - değişmenin herkeste değişik düzeylerde olacağını bilmek gencin kaygılarını azaltacak önemli bir faktördür.

 

Ergenlik döneminin kendi içinde kabaca üç farklı evreye ayrılabileceğinden söz etmiştik.
1- Buluğ ( erinlik- püberte ) Kızlarda ortalama 11 - 13, erkelerde 13 - 15
2- Orta dönem: Ortalama 13 - 15 yaşlarından 17 yaş civarına kadar.
3- Son dönem : Ortalama 18'den 20'li yaşların başlarına kadar olan dönem.

Buluğ dönemi fizyolojik değişikliklerin en yoğun olduğu dönemdir. Kızlar erkeklere göre ortalama iki yıl kadar önce bu döneme girerler. Boy hızlı bir biçimde uzar. Cinsiyet özellikleri belirginleşir. Üreme organlarının yapısında değişme ve olgunlaşma gerçekleşir. Kızlarda ilk adet görme, erkeklerde ilk boşalma toplum tarafından büyümenin dönüm noktası olarak algılanır. Gelişmeyi ek cinsiyet özelliklerinin oluşumu takip eder. Tüylenme, seste kalınlaşma, kadınsı ve erkeksi beden görünüşüne ulaşma. Bu fizyolojik değişiklikler sırasında ergenin ilgisi kendi bedenine yönelmiş durumdadır. Bedenine ve o güne kadar taşıdığı kişisel rolüne karşı yabancılaşma hisseder. Bu süreçte sebepsiz öfke patlamaları, durup dururken ağlamalar, sinirlilik halleri sık görülen durumlardır.

 

Ergenliğin orta döneminde bedence büyüme hız keserek devam etmektedir. Kişinin kendi bedenindeki değişikliklere uyumu artmış ve dolayısıyla cinsiyet rollerinden kaynak alan gerilimleri azalmaya başlamıştır. Bu süreçte artık anne - babadan bağımsız olma çabaları görülmektedir. Ergen yeni kimliği ile toplumdaki yerini aramaya başlamış, arkadaş gruplarının önemi artmıştır. Özerklik ihtiyacı üst seviyededir. Arkadaşlık ve grupla özdeşleşme artmıştır. Aileden bağımsız olma çabaları çelişkili duyguları da beraberinde getirir. Hem aileden uzaklaşma ve kendi bireyselliğini ispatlama, hem de onların sevgi ve desteğine büyük ihtiyaç duyma gibi. Bu yalnızlık ve güçsüzlük duygularını da beraberinde getirebilir, anne - baba ile çatışma artabilir. Bilişsel olarak soyut düşünme yeteneği olgunlaşır. Görev sorumluluğu ile eğlence arasında çelişkiler yaşanır. Akademik başarıda istikrarsızlıklar yaşanabilir. Bu durum aile ile çatışmayı arttırır.

 

Ergenliğin son dönemi, fiziksel gelişimin tamamlandığı, ilişkilerde çatışmaların azaldığı, karar vermede zorlukların azaldığı ve kişisel olgunluğun arttığı bir dönemdir. Bağımsızlık, kendi kararlarını verme, seçim yapma konusunda çelişkileri azalır. Karşılaşılan sorunlarla başa çıkmada daha gerçekçi ve amaca yönelik çözümler üretebilir. İş ve meslek seçimi ile ilgili kararlar, kaygıyı arttıran bir durum olarak gündemde olsa da, genç bununla başa çıkabilecek olgunluğa erişmiştir. Kendi ilgi ve yeteneklerini tanımakta, kendi yolunu seçmek konusunda daha kararlı ve cesur davranabilmektedir. Cinsel çatışmalar azalmıştır. Yaşam değerleri ile ilgili sorgulamalar artmış , toplumsal sorunlara bakış açısında gelişmeler olmuş , toplumsal konulara ilgi artmıştır. Bu dönem tanrı inancı ve dini değer ve öğretilerin de sorgulandığı bir dönemdir. Bütün bu sorgulamalar (yaşam değerleri, gelecekten beklentiler, toplumsal değerler ) bireyin kendi kişiliğini sentez edişi ve birey olarak kendi tavır ve tutumlarını belirlemek için gayretlerdir. Kişi ben imajını kafasında netleştirdikçe ,ergenliğin de sancıları azalarak sona erer. Bu artık gençlik döneminin başlamasının işaretidir.

 

 

Çocukluk ve Ergenlik Dönemi sorunlarıyla ilgili her türlü konuda psikolojik destek ve yardım talebinde bulunabilirsiniz. Bunun için 7/24 Danışma Hattımızdan (0232 3740000) bir randevu almanız ve çocuğunuzla birlikte ofisimize gelmeniz yeterlidir.

 

Merkezimizde;

Ergen Psikolojisi:

•Ergen-aile ilişkileri,

•Ergen-okul başarısı,

•Ergen-internet bağımlılığı,

•Ergen-madde bağımlılığı,

•Ergenlik dönemi sorunları 

•SBS, YGS, LYS sınavları için sınav kaygısı, sınav stresi,

•Başarılı olma, konsantrasyon ve performans artırma,  

•Meslek seçimi 

 

Çocuk Psikolojisi:

•Çocuklarda davranış bozuklukları,

•Tuvalet ve kaka problemleri,

•Yeme problemleri,

•Çocuk eğitimi,

•Okul başarısı,

•Dikkat eksikliği,

•Hiperaktivite,

•Boşanma ve çocuk,

•Tırnak yeme,

•Parmak emme,

•Gece korkuları 

•Alt ıslatma (gece işemesi) alanlarında hizmet verilmektedir. 

 

Konular hakkında uzmanlarımızdan 7/24 Danışma Hatlarımız yardımıyla daha ayrıntılı bilgi ve randevu alınabilir. 

 

SAYGILARIMIZLA...

Dr.Psikolog Murat SARISOY

Site kaynağı ve isim gösterilmeden alıntı yapılamaz.

 

 Danışma Hatlarımız:

0 232 464 00 60

0 232 374 00 00 (7/24 Danışma ve Randevu Hattı)

• 0 534 670 23 73

• 0 554 580 25 10

 

 

Uzmanımız Psikolog Dr. Murat SARISOY'un Kaleminden; "BİR PSİKOLOĞUN SEYİR DEFTERİ"

pastedGraphic.png

Kitap Hakkında

Biz insanlar toplumsal bir varlık olduğumuza göre; nasılsa, bu toplumun ürettiği sorunlarla eninde sonunda mutlaka karşılaşacağız. Yaşayacağımız sorunlar aşağı-yukarı aynı gibi... İşte, Dr. Psikolog Murat Sarısoyun kaleminden, bazı toplumsal sorunların çözümü yönünde, adeta bir Psikologla konuşuyormuş gibi aydınlanacaksınız, yaşadığınız sorunların çözümünde ipuçlarını keyifle okuyarak bulacaksınız.

 

 

Okurla beraber arayıp bulan yazılar... Murat Sarısoy’un kitabında gündelik hayattaki sıradan konuların daha başlıklarına bakarken bize neler söyleyeceğin tahmin etmeye başlıyorum.Her seferinde tahmin ettiğimden bir kaç fazlasıyla karşılaşmak kitabın geri kalan sayfalarına beni yöneltiyor. Kitabın odağını insanlar ve ilişkileri oluşturuyor. Anne-kız, çocuk-ekran, kadın-erkek… Bu konunun sadece psikolojinin alanı olmadığını bilerek okumaya devam ettiğinizde, Murat Sarısoy’un yazıları psikoloji perspektifi ile yetinmeyerek, bütün düşünüşlerin ‘anası’ felsefeye uzanıyor. Cevapları bulmayı okurla beraber gerçekleştirmek isteyen, öğretici olmadan öğrenmeyi sağlayan yazıları severim. Murat Sarısoy’un kitabı böyle yazılardan oluşuyor.

Dr. Yankı Yazgan 

 

Kitabı Satın Alabilmek İçin Aşağıdaki Linkleri Kullanabilirsiniz;

Etki Yayınevi/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

İdefix Kitap/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

www.dr.com.tr/kitap/bir-psikologun-seyir-defteri

 

 

 

Anahtar Kelimeler

İzmir psikolog, psikoloji, çocuk ergen, ergenlik psikolog, ergen psikolog, psikolojik sorun, pedagog, pedagog izmir, izmir pedagog, depresyon, anksiyete, aile terapisi, izmir çocuk psikolog, çocuk psikolog izmir,  aile terapisi, aile danışmanlığı, psikolog izmir, sınav stresi, sınav stresi psikolog, kıskançlık, kardeş kıskançlığı,otizm, otistik çocuk, gece işemesi, psikolog, alsancak psikolog, sosyal fobi, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, zeka testi, psikoterapi, grup psikoterapi, eğitim, nlp, emdr, hipnoz, stresle başa çıkma, stres, panik atak, koçluk, öğrenci koçluğu, yaşam koçluğu, öğrenci koçu, yaşam koçu