Wednesday the 13th - Psikolog Dr. Murat SARISOY - Hostgator Coupon
  • MUTLU BİR AİLE İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • HUZURLU BİR EVLİLİK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • STRESLE BAŞA ÇIKABİLMENİZ İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • BAŞARILI EBEVEYN OLABİLMEK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • MUTLU ERGENLİK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • HEDEFLERİNİZE ULAŞABİLMENİZ İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • SAĞLIKLI BİR KİŞİSEL GELİŞİM İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

Geçenlerde popüler ses sanatçılarından Yasmin LEVY’nin konserindeydim. Konser boyunca kanımı donduran ya da belki de abartmayayım gülsem mi ağlasam mı bir türlü karar veremediğim bir manzara karşısında bu yazıyı yazmaya karar verdim. Manzara mı neydi? 1000 kişiye yakın insanın bulunduğu konser salonunda birbirinden bağımsız oturan yaklaşık 30 kişilik bir grubun farkındalıktan çok çok uzak ve aslında bütünüyle anlamsız ve hatta nezaketten çok uzak davranışıydı. Konumuzda bu davranıştı ki zaten bu yazıyı yazmaya karar verdim.  

Aslında fikir ve sanat eserlerinin korunması kanununu da ilgilendiren bu davranış; sözde akıllı telefonlar ve tabletler yoluyla abartısız tüm gösterinin kaydedilmesi durumuydu. ‘Şimdi ne var bunda, sana ne sanatçı buna izin verdikten sonra’ diyebilirsiniz ve hatta ‘ne var bunu ben de yapıyorum ki’ diyenleriniz de olabilir. 

Burada bahsettiğim konu fikir ve sanat eserlerinin görüntü kaydı yapan cihazlarla kopyalanması ve tabiri caizse çalınması değil. Hatta buna dair yaşanan görgüsüzlük hiç değil. Haddini aşıyor da diyebilirsiniz ama bence bir konserin tamamının cep telefonları ya da başka dijital cihazlarla kaydını herşeyden önce bir görgüsüzlük durumu olarak görüyorum, ama dediğim gibi konu asıl konu bu değil…

Konu şu ki; iletişimlerimiz, izlenimlerimiz, gözlemlerimiz ve etkileşimlerimizin hepsini sözde akıllı cihazların bir kaç cm.lik LCD ekranlarının arkasından ve önünden yapar olduk. Bir tabletin ya da sözde akıllı telefonun önünden ya da arkasından bakmadan hiç bir iletişime giremez olduk. Gösteriyi canlı izlemek yerine, gerekliliği tartışmaya açık sosyal medya sitelerine gömmek ve beğeni (like) almak için 2 saatlik bir konser boyunca sözde akıllı bir cihazı havada tutabiliyoruz. Aslında tam da bu nokta da cihaz sanırım bize göre daha akıllı olmak zorunda kalıyor. Neyse diyip söze devam edeyim; ya da turistik gezilerimizde gittiğimiz yerleri gördüğümüz şeyleri dijital bir cihazın arkasından izliyoruz, tek derdimiz belki de sonradan hiç bakmayacağımız bir çok resmi ve görüntüyü kayıt etmek, saklamak ve sözde paylaşmak?

Paylaşmak? farkında mısınız bu kelime nasıl da anlamını yitirdi. Sahi neydi paylaşmak; instagram dan, twitter dan, facebook tan ve daha nice kopyalarından ve versiyonlarından önce nasıl paylaşıyorduk biz bu hayatı ? Ne yapıyorduk bu hayatı paylaşmak için, hatırlıyor musunuz?

Ya da bu satırları okurken modası geçmiş şeylerden bahseden ‘bu da 40 yaşında bir psikolog’ mu diye düşünüyorsunuz? Gerçi isteyenin isteyene sosyal medya yoluyla büyük bir umursamazlıkla her istediğini söylediği bir ortamda, bu da çok garip gelmiyor galiba bana…

Ruhlarımızı mobilliği kesin ama akıllılığı şüpheli cihazlara köle etmeden önce nasıl paylaşıyorduk biz bu hayatı? Birbirimizin kapısını çalar mıydık örneğin, ya da gidip evde ya da işyerinde bir arkadaşımıza kahve içmeye gider miydik? ya da ne bileyim telefon denen şeyi ‘mrb, nbr’ gibi anlamsız kısaltmaları kullanmak dışında sevdiğimizin sesini duymak için kullanır mıydık? hatırlayan var mı? Ya da daha da ilerisi gittiğimiz bir konserde ya da gezide 36 poz alan fotoğraf makinelerimizle en iyi görüntüleri en iyi şekilde çekip, deklanşöre basılmasına değecek şeyler gördüğümüzde basıp gezinin ya da aktivitenin tadını çıkartır mıydık?

Ben böyle şeyler hatırlıyorum galiba, teknolojiyi kullanmanın ona esir olmak olmadığı ruhun ve insanın hala ön planda olduğu bir tekno yaşantının ütopya olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yoksa benim gibi teknoloji insan ilişkilerini inceleyen teknopsikologların da katıldığı gibi yakın zamanda bilgisayar yazılımlarıyla eş güdümlü çalışan beyinlerimiz mi olacak ve onlar olmadan hiç bir şey yapamayacak mıyız? Bundan bir kaç sene önce bir dost toplantısında ‘yeni kuşak google olmadan şehirde kendine tuvalet bile bulamayacak’ dediğimde hayalci olduğum söylenmişti ve hatta hatırı sayılır bir tepki almıştım. Bugünlerde bakıyorum da hiç de yanılmış sayılmam, navigasyon uygulamaları olmadan yol bulamaz olmuş bir kuşakla karşı karşıya değil miyiz? 

 

Uzun lafın kısası teknolojik olduk ama tekno-lojik olamadık. İşin lojik yani mantık kısmı çok gerilerde kaldı. Mantıksız bir gereksizlikte teknoloji kullanır ve onlarsız yaşayamaz olduk. Bunların aşklara, ilişkilere ve hatta aile hayatına verdiği zararları sürekli olarak yazılarımda ele alıyorum. Olasılıkla yeni kitabımda da daha çok yazacağım gibi görünüyor. Hep söylediğim gibi… Kalın siz sağlıcakla…

SAYGILARIMLA...

Dr.Psikolog Murat SARISOY

Danışma ve Randevu Hatlarımız:

  • 0 232 464 00 60

  • 0 232 374 00 00 (7 Gün / 24  Saat Danışma ve Randevu Hattı)

  • 0 534 670 23 73

  • 0 554 580 25 10

Psikolog Dr. Murat SARISOY 04.01.2015 ATV ANAHABER BÜLTENİ KONUĞU 

KONU: Kötü Anıları Silmek

 

 

PSİKOLOG DR. Murat SARISOY'un 3. Kitabı 'Bir Psikoloğun Mutlu Yaşam Rehberi'

 

İlişki, Evlilik, Aldatmak, Çocuk Psikolojisi, Boşanmak, Cinsellik, İlişkiler, Yalan, Bağımlılık ve Farkındalık üzerine yol gösterici makalelerden oluşan

bu kitabı başta D&R ve İdefix olmak üzere tüm internet yayınevleri ve kitap evlerinden satın alabilirsiniz.

 

Uzmanımız Psikolog Dr. Murat SARISOY'un Kaleminden; "BİR PSİKOLOĞUN SEYİR DEFTERİ"

Bir Psikoloğun Seyir Defteri

Kitap Hakkında

Biz insanlar toplumsal bir varlık olduğumuza göre; nasılsa, bu toplumun ürettiği sorunlarla eninde sonunda mutlaka karşılaşacağız. Yaşayacağımız sorunlar aşağı-yukarı aynı gibi... İşte, Dr. Psikolog Murat Sarısoyun kaleminden, bazı toplumsal sorunların çözümü yönünde, adeta bir Psikologla konuşuyormuş gibi aydınlanacaksınız, yaşadığınız sorunların çözümünde ipuçlarını keyifle okuyarak bulacaksınız.

 

 

Okurla beraber arayıp bulan yazılar... Murat Sarısoy’un kitabında gündelik hayattaki sıradan konuların daha başlıklarına bakarken bize neler söyleyeceğin tahmin etmeye başlıyorum.Her seferinde tahmin ettiğimden bir kaç fazlasıyla karşılaşmak kitabın geri kalan sayfalarına beni yöneltiyor. Kitabın odağını insanlar ve ilişkileri oluşturuyor. Anne-kız, çocuk-ekran, kadın-erkek… Bu konunun sadece psikolojinin alanı olmadığını bilerek okumaya devam ettiğinizde, Murat Sarısoy’un yazıları psikoloji perspektifi ile yetinmeyerek, bütün düşünüşlerin ‘anası’ felsefeye uzanıyor. Cevapları bulmayı okurla beraber gerçekleştirmek isteyen, öğretici olmadan öğrenmeyi sağlayan yazıları severim. Murat Sarısoy’un kitabı böyle yazılardan oluşuyor.

Dr. Yankı Yazgan 

 

Kitabı Satın Alabilmek İçin Aşağıdaki Linkleri Kullanabilirsiniz;

Etki Yayınevi/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

İdefix Kitap/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

www.dr.com.tr/kitap/bir-psikologun-seyir-defteri

 

Anahtar Kelimeler 

 evlilik izmir, tekno psikolog, akıllı telefon, mobil psikolog, internet psikolog, whatsapp psikolog, internet psikolojisi, wahtsapp aldatma, aldatma psikolog, ihanet psikolog, psikolog dr. murat sarısoy, Aile Danışmanı İzmir; İzmir Aile Danışmanı, İzmir psikolog, psikoloji, çocuk ergen, psikolojik sorun, pedagog, pedagog izmir, depresyon, anksiyete, cinsel sorunlar, evlilik terapisi, evlilik danışmanlığı,  aile terapisi, aile danışmanlığı, psikolog izmir, sınav stresi, sınav stresi psikolog, vajinismus, erken, boşalma,  kişisel gelişim, kıskançlık, aldatma, gece işemesi, sigara bırakma, psikolog, alsancak psikolog, sosyal fobi,  psikoterapi, sosyal fobi, eğitim, nlp, emdr, hipnoz, stresle başa çıkma, stres, panik atak, koçluk, öğrenci koçluğu, yaşam koçluğu, öğrenci koçu, yaşam koçu